<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sihhat.Net - Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.sihhat.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sihhat.net</link>
	<description>sağlık makaleleri, tavsiyeler</description>
	<lastBuildDate>Sat, 01 Oct 2011 09:35:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Sürekli Seks Düşünme &#8211; Erkekleri Etkilemenin Yolları</title>
		<link>http://www.sihhat.net/surekli-seks-dusunme-erkekleri-etkilemenin-yollari.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/surekli-seks-dusunme-erkekleri-etkilemenin-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2010 13:39:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünme]]></category>
		<category><![CDATA[Erkekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Etkilemenin]]></category>
		<category><![CDATA[Seks]]></category>
		<category><![CDATA[Sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[Sürekli Seks Düşünme - Erkekleri Etkilemenin Yolları]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=1583</guid>
		<description><![CDATA[Seksi Aklınızdan Çıkarmayın Sürekli seks düşünen kadın, her davranışından bellidir ve erkekler bu kadınlara bayılır. Ara sıra gerçek dünyadan kopun ve fantezilerinizi serbest bırakın. Kendinizi hayallerinize kaptırın. Bu hayaller çoğu zaman hayatınızı olumlu etkiler. İLGİNİZİ ESİRGEMEYİN Kesintisiz ilgi, ona özel olduğunu hissettirir. Her erkek kendini bulunmaz Hint kumaşı zanneder, ama bunu bir de sizin davranışlarınızdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Seksi Aklınızdan Çıkarmayın</p>
<p>Sürekli seks düşünen kadın, her davranışından bellidir ve erkekler bu  kadınlara bayılır. Ara sıra gerçek dünyadan kopun ve fantezilerinizi serbest  bırakın. Kendinizi hayallerinize kaptırın. Bu hayaller çoğu zaman hayatınızı  olumlu etkiler.</p>
<p>İLGİNİZİ ESİRGEMEYİN</p>
<p>Kesintisiz ilgi, ona özel olduğunu hissettirir. Her erkek kendini bulunmaz  Hint kumaşı zanneder, ama bunu bir de sizin davranışlarınızdan anlarsa, ondan  daha mutlu erkek olmayacaktır. Cosmotürk’ün haberine göre, her zaman sevgilinize  ilgi gösterirseniz, o da sizin için her şeyi yapmaya hazır olacaktır. Kaldı ki  ilgi gurur okşayıcı bir harekettir ve erkeklerin sürekli pohpohlanmaya  ihtiyaçları vardır.</p>
<p>POZİTİFLİK ŞART</p>
<p>Hayatı seven, her zaman güleryüzlü kalmayı başaran kadınlar daha seksidir,  onlar sürekli etraflarına insanları çekerler. Kendinizi düşünün. Siz somurtkan  insanları mı, yoksa neşeli olanları mı arkadaş olarak seçersiniz? Erkekler de  öyle. Somurtkan, daima mutsuz olan kadınların er ya da geç dırdır etmeye  başlayacaklarını bildikleri için bu tür kadınların yanında ruhları daralır. Daha  doğrusu bu tür kadınların yanında kalmayı pek tercih etmezler, iyi vakit  geçirmek varken, neden hiçbir şeyden memnun olmayan birini memnun etmeye  çalışsınlar ki?</p>
<p>SIK SIK GÜLÜN</p>
<p>Yapılan bir araştırma gösteriyor ki, erkekler kadınların gülüşünü son derece  erotik bulur. Sizi güldürmeyi başaran erkek, yatakta da sizi tatmin  edebileceğini düşünür. Siz siz olun, gülmenin erotik gücünü hiç  küçümsemeyin.</p>
<p>HER ZAMAN BAKIMLI OLUN</p>
<p>‘Ben makyaj yapmam veya kuaföre gitmeye zamanım yok’, demeyin. Görüşlerine  önem veren kadınlar her zaman seksi olarak değerlendirilir. Erkekler ayrıntılara  çok dikkat eder. Pürüzsüz bir cilt, bakımlı bir el, tertemiz bir saç, her zaman  ilgilerini çeker. Ayrıca, bakımlı olduğunuzda özgüveniniz daha yüksek olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/surekli-seks-dusunme-erkekleri-etkilemenin-yollari.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğinizi emzirirken onu hangi pozisyonlarda tutmanız gerekir?</title>
		<link>http://www.sihhat.net/bebeginizi-emzirirken-onu-hangi-pozisyonlarda-tutmaniz-gerekir.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/bebeginizi-emzirirken-onu-hangi-pozisyonlarda-tutmaniz-gerekir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2011 22:44:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeğinizi]]></category>
		<category><![CDATA[emzirirken]]></category>
		<category><![CDATA[gerekir]]></category>
		<category><![CDATA[Hangi]]></category>
		<category><![CDATA[onu]]></category>
		<category><![CDATA[pozisyonlarda]]></category>
		<category><![CDATA[tutmanız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=10010</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğinizi emzirirken onu hangi pozisyonlarda tutmanız gerekir Anne ve bebeğin uygun pozisyonu ve bebeğin memeyi doğru kavraması önemlidir, bu göğüs ucu çatlağı oluşmasını ve yetersiz süt üretimin engeller. Birçok anne, koltukta, kanepede, sallanan iskemlede oturarak veya bazen de yatağa uzanarak rahat eder. Özellikle ilk günlerde annelerin düz bir kucak oluşturabilmek için ya ayaklarını kaldırması, ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeğinizi emzirirken onu hangi pozisyonlarda tutmanız gerekir<br />
Anne ve bebeğin uygun pozisyonu ve bebeğin memeyi doğru kavraması önemlidir, bu göğüs ucu çatlağı oluşmasını ve yetersiz süt üretimin engeller. Birçok anne, koltukta, kanepede, sallanan iskemlede oturarak veya bazen de yatağa uzanarak rahat eder. Özellikle ilk günlerde annelerin düz bir kucak oluşturabilmek için ya ayaklarını kaldırması, ya da bir yastıktan destek alması gerekebilir. Bazı anneler, bebeklerini memelerinin hizasına kadar yükseltir ve orada tutarlar; bazıları ise en doğal emzirme pozisyonu olan duruşta, bebeklerini vücutlarına çaprazlamasına getirerek kendilerine yaslarlar. En sıkça rastlanan emzirme pozisyonları ya kucağın üstüne çaprazlama tutuş, ya da bebeğin ayaklarının annenin arkasına doğru uzandığı duruştur.</p>
<p>Kucakta çaprazlama (beşik tutuşu)<br />
Bebeğinizin başını ya dirsek içinize, ya da kolunuzun iç kısmına yerleştirirsiniz. Bütün vücudu size dönüktür. Kolunuzu bebeğinizin sırtına yaslayarak destek alır ve elinizle de bebeğinizin kalçasını veya arkasını tutarsınız.</p>
<p>Çaprazlama (beşik tutuşu)<br />
Emzirdiğiniz memenizin diğer tarafındaki kolunuzla, bebeğinizi göğüs hizanıza kadar yükseltir ve orada tutarsınız. Dirseğiniz bebeğinizin altını tutar ve kolunuz da bebeğinizin sırtına destek verir. Avuç içinizle, bebeğinizin sırtını tutarsınız ve parmaklarınızla da boynunu tutarsınız. İşaret parmağınızla kulağının altından, başının alt kısmına destek verirsiniz.</p>
<p>Ayakları arkada rugby tipi, tutma ve sabitleme pozisyonu<br />
Kolunuzu yarım ay gibi kıvırırsınız – bebek yan yatar, vücudunu kendi yanınız ve kıvrık kolunuz arasına yerleştirirsiniz. Bebeğinizin omuzları, boynu ve başının alt kısmı sizin elinizden destek alır; gerekirse diğer elinizle de emzirdiğiniz memenizi böylece tutabilirsiniz. .</p>
<p>Her pozisyonda da dikkat etmeniz gereken en önemli husus, bebeğinizin başının ve vücudunun daima memenize çevrili olmasıdır. Meme ucunu ağzına ilk kez vereceğiniz zaman, ilk yapmanız gereken, memeye önce çenesini yaslamasını sağlamaktır. Böylece, ağzının damak kısmıyla meme ucunu ağzına alabilecek ve ağzını tamamen açabilecektir. Bebeğinizin, meme ucunuzdaki Areola kısmının (koyu renkli bölüm) büyük bölümünü ağzına alabilmiş olmasına özellikle dikkat edin. Böylece çok daha rahat emecek ve çok daha fazla süt alabilecektir. Meme ucunun, bebeğin ağzının derinine girmesini ve böylece damağı ile meme ucunda tahrişi önlemesini sağlayan düzgün pozisyonlar, emzirme esnasında oluşabilecek bütün ağrı ve sancıları azaltır ve bebeğin yeterli miktarda süt almasını sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/bebeginizi-emzirirken-onu-hangi-pozisyonlarda-tutmaniz-gerekir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebekler Neden Pişik Olur? ve Pişiği Önleme</title>
		<link>http://www.sihhat.net/bebekler-neden-pisik-olur-ve-pisigi-onleme.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/bebekler-neden-pisik-olur-ve-pisigi-onleme.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2011 21:30:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[Önleme]]></category>
		<category><![CDATA[Pişiği]]></category>
		<category><![CDATA[pişik]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=9985</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerin çoğu bir noktada pişik olur ve pişik bebeklerde çok yaygındır. Genellikle bir hastalık olarak tanımlanmaz, bir tür cilt tahrişidir çok uzun süre cilde dokunulmaması, bez kirlendiğinde değiştirilmemesi ya da geç değiştirilmesi, ıslaklık ve kuruluğa dikkat edilmemesi pişik sebeplerindendir. Bez uzun süre değiştirilmediğinde insan atıkları amonyağa dönüşebilir. Daha sonra bu maddeler cilde işleyerek acı nedeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerin çoğu bir noktada pişik olur ve pişik bebeklerde çok yaygındır. Genellikle bir hastalık olarak tanımlanmaz, bir tür cilt tahrişidir çok uzun süre cilde dokunulmaması, bez kirlendiğinde değiştirilmemesi ya da geç değiştirilmesi, ıslaklık ve kuruluğa dikkat edilmemesi pişik sebeplerindendir. Bez uzun süre değiştirilmediğinde insan atıkları amonyağa dönüşebilir. Daha sonra bu maddeler cilde işleyerek acı nedeni olur. Bir mantar enfeksiyonu bebek bezi altındaki nem nedeniyle pişiğe neden olur.</p>
<p>Herkesin deri bünyesinde kendi mantarı vardır ancak şartlar uygun olduğunda büyümeye başlar. Kötü hijyenle alakası yoktur. Nem ve deri koşullarındaki değişiklikle alakalıdır. Bir mantar enfeksiyonu özellikle bebeğin altı ıslaksa ve pisse sızıntı yapar ve bebek için tatsız bir durum oluşur. Pişik bölgesinde bebekler bakteriyel enfeksiyon da kapabilir. Bakteriler kolayca deri döküntüsü, zayıflık ve çizilmelere neden olur. Bebek cildi sıcak, kırmızı ve şişmiş olur. Ateşi de çıkabilir.</p>
<p>Bu belirtiler varsa doktora götürün. Egzama gibi hastalıklar pişiği artırır. İrin dolu kabarcıklar gelişir. En iyi tedavi yolu bölgeyi havalandırmak ve temizlemektir. Birkaç saatliğine bezini kapalı kullanmayın. Sık sık bezini değiştirin. Döküntüler aşırıysa 12 kez bez değiştirin ve her defasında kuru olduğundan emin olun. Sabunsuz ılık suyla altını sildikten sonra iyi ce kurutup havalandırın. Islak mendil yerine pamuk ya da pamuklu bez kullanın. Koruyucu krem sürülebilir.</p>
<p>Zayıf hidrokortizon kremleri (Dermacort gibi), ancak şiddetli olgularda kullanılabilir. doktorunuza danışmadan kullanılmamalıdır. Plastik pantolon yerine yün ve bez iç çamaşırı tulum tarzı giysiler giydirin. Klasik bez kullanmayın. Ateş ve cilt kızarıklıkları arttığında derhal doktora başvurun. Bebeğiniz huysuzlanıyorsa, ateşi varsa, deri döküntüleri belirginleşmişse, kırmızılıklar parlaksa derhal doktora götürün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/bebekler-neden-pisik-olur-ve-pisigi-onleme.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Grip Aşısı İle İlgili Bilgiler</title>
		<link>http://www.sihhat.net/grip-asisi-ile-ilgili-bilgiler.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/grip-asisi-ile-ilgili-bilgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Nov 2010 04:56:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Grip]]></category>
		<category><![CDATA[Grip Aşısı İle İlgili Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=2514</guid>
		<description><![CDATA[Kapıya dayanan kış aylarında her kesin korktuğu en yaygın rahatsızlıklardan birisi de griptir. Grip her yıl dünya çapında birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Grip belirtileri kişiyi aniden vurabilir ve ciddi boyutlarda ortaya çıkabilir. Grip belirtileri arasında ateş, üşüme hissi, baş ağrısı ve kas ağrıları yer almaktadır. Bunun yanı sıra öksürük ve boğaz ağrısı da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kapıya dayanan kış aylarında her kesin korktuğu en yaygın  rahatsızlıklardan birisi de griptir. Grip her yıl dünya çapında birçok  insanın hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Grip belirtileri kişiyi  aniden vurabilir ve ciddi boyutlarda ortaya çıkabilir.</p>
<p>Grip belirtileri arasında ateş, üşüme hissi, baş ağrısı ve kas  ağrıları yer almaktadır. Bunun yanı sıra öksürük ve boğaz ağrısı da  görülebilir. Gripe neden olan bakteriler değil virüsler olduğu için  antibiyotikler işe yaramayacaktır. Gribe herkes yakalanabilir. Buna  karşın özellikle 65 yaş üzerindeki kişilerin ve ciddi bir sağlık sorunu  olan kişiler gribe karşı daha dikkatli olması gerekmektedir.</p>
<p>Gribe karşı en iyi koruma sonbahar mevsiminde yaptırılan grip  aşısıdır. Grip dönemi başlamadan yaptırılan aşılar gribe karşı oldukça  yüksek etki sağlar. Grip aşıları bir seneliğine koruma sağlar. Bunun  nedeni grip virüsünün her yıl değişikliğe uğramasıdır. Geçen sene grip  rahatsızlığına neden olan H1N1 virüsü bu sene de etkisini devam  ettirecektir. Bu nedenle bu sene hazırlanan grip aşıları bu virüse karşı  koruma sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/grip-asisi-ile-ilgili-bilgiler.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kalça kireçlenmesi hastalığı belirtileri tedavisi</title>
		<link>http://www.sihhat.net/kalca-kireclenmesi-hastaligi-belirtileri-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/kalca-kireclenmesi-hastaligi-belirtileri-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Mar 2011 10:32:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[KALÇA]]></category>
		<category><![CDATA[Kireçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=10226</guid>
		<description><![CDATA[Kalça eklemi ağırlığınızı taşıdığı için aşınma ve bozulmaya en sık uğrayan eklemlerdendir. Bu durum tıpta osteoartrit, günlük kullanımda kireçlenme olarak adlandırılır ve kalçanın en sık rastlanılan hastalığıdır. Tüm eklemlerde olduğu gibi kalça ekleminin hem topu hem de yuvası kıkırdakla kaplıdır. Bu kıkırdak yapı bu iki kemiğin birbiri üzerinde ağrısız ve minimal sürtünme ile kaymasını sağlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalça eklemi ağırlığınızı taşıdığı için aşınma ve bozulmaya en sık uğrayan eklemlerdendir. Bu durum tıpta osteoartrit, günlük kullanımda kireçlenme olarak adlandırılır ve kalçanın en sık rastlanılan hastalığıdır. Tüm eklemlerde olduğu gibi kalça ekleminin hem topu hem de yuvası kıkırdakla kaplıdır. Bu kıkırdak yapı bu iki kemiğin birbiri üzerinde ağrısız ve minimal sürtünme ile kaymasını sağlar.<br />
Bu kıkırdağın bozulması, aşınması ve yer yer kaybolmasına osteoartrit veya kireçlenme denir. Anlaşılacağı üzere dışarıdan bir kireç toplanması söz konusu değildir. Böyle bir durumda ilk belirtiler sabah kalkıldığında kasıkta ve uyluk ön-iç tatafında ağrı ve rahatsızlık hissidir. Ağrı aktiviteyle artar, istirahatle azalır. Bu belirtiler kalça hastalıklarının bir çoğunda olabilir.</p>
<p>Tedavi edilmeyen osteoartritler yıllar içinde ilerleyerek ağrısız yürümeyi imkansız hale getirir. Bu kadar ilerlediğinde eklem etrafında kemik dikenler gelişir. Bu sırada kıkırdak tamamen aşınmış, eklemde kemik kemiğe sürter hale gelmiştir. Kalça hareketi neredeyse tamamen ortadan kalkabilir. Bu durumda gittikçe adelelerde de zayıflık ve yetmezlik oluşur.<br />
Ailelerde bir yatkınlık görülebilir. Fakat gelişimi ileri yaşlarda şişman, kaza sonucu kıkırdağı yaralanmış kişilerde daha sıklıkla görülür.<br />
Tanı klinik muayene ile ve direkt röntgen tetkikleri ile konur. Doktorunuz durumunuza göre size bir tedevi önerecektir.<br />
Tıbbi (cerrahi olmayan) tedavi<br />
Osteoartritin erken devrelerinde iseniz cerrahi olmayan tedaviler hastalığınızın ilerlemesini yavaşlatabilir.<br />
Kalçanızı fazla kullanmaktan kaçınınız.<br />
Düzenli fizik aktivite yapınız. Özellikle yüzme, su aerobiği, salon bisikleti adele kuvvetini korur ve eklem hareket açıklığının korunmasına yardımcı olur.<br />
Anti-romatizmal, anti-enflamatuar ilaçlar kulanılabilir.<br />
Geceleri yeterli derecede uyunmalıdır.<br />
Fazla kilolar varsa erilmelidir<br />
Baston kullanımı önerilir.<br />
Cerrahi Tedavi<br />
Erken yaşta gelişen osteoartrit gerçekten cerrahi açıdan zor bir problemdir. Erken dönemlerde kalça artroskopisi hastalığın gelişimini yavaşlatabilir. Kalça artroskopisi dünyada çok az merkezde yapılmakta olup halen gelişme aşamasındadır ve sınırlı müdahale imkanına sahiptir.<br />
Protez öncesi cerrahilerden biri de osteotomilerdir. Osteotomi femur kemiğinin başının veya boynunun kesilerek yeniden yönlendirilmesidir. Bu yöntemle kalça eklemine binen yükler yeniden düzenlenmekte ve/veya eklemin sağlam yüzeyleri yük taşıyan bölgelere getirilmektedir. Bu yöntem total kalça protezlerindeki ilerlemeler nedeni ile popüleritesi azalmakla birlikte bazı vakalarda eşsiz olanaklar sağlayabilmektedir.<br />
Kalça ekleminin femur başı bölümündeki küçük kıkırdak boşluklarında (özelllikle travmatik olanları) osteoatritin başlangıç dönemlerinde yapılan kıkırdak nakilleri kalça protezi gereksinimini ileri yaşlara erteleyebilmektedir. (bkz: Eğitim konuları – Eklem Kıkırdağı Sorunlarına Yeni Yaklaşımlar)<br />
Kalça osteoartritinin radikal tedavisi total kalça protezidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/kalca-kireclenmesi-hastaligi-belirtileri-tedavisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına karşı adaçayı</title>
		<link>http://www.sihhat.net/bademcik-ve-bogaz-enfeksiyonlarina-karsi-adacayi.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/bademcik-ve-bogaz-enfeksiyonlarina-karsi-adacayi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2010 09:32:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Ev İlaçları]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[adaçayı]]></category>
		<category><![CDATA[Bademcik]]></category>
		<category><![CDATA[Bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına karşı adaçayı]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlarına]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=1227</guid>
		<description><![CDATA[Bir poşet adaçayı ya da bir tatlı kaşığı taze adaçayı bir su bardağı kaynar suyun içine konduktan sonra on dakika demlenir. Elde edilen su ile günde 2-3 defa gargara yapın. Bu uygulama ile birlikte bir ay boyunca her gün bir çay bardağı adaçayı için. Uyarı : Demleme süresi tamamlandıktan sonra adaçayını suyunun içinde daha fazla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir poşet adaçayı ya da bir tatlı kaşığı taze adaçayı bir su bardağı kaynar suyun içine konduktan sonra on dakika demlenir. Elde edilen su ile günde 2-3 defa gargara yapın.</p>
<p>Bu uygulama ile birlikte bir ay boyunca her gün bir çay bardağı adaçayı için.</p>
<p>Uyarı : Demleme süresi tamamlandıktan sonra adaçayını  suyunun içinde</p>
<p>daha fazla bekletmeden mutlaka süzüp ayırın</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/bademcik-ve-bogaz-enfeksiyonlarina-karsi-adacayi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız Kuruluğunun Nedenleri ve Önemi</title>
		<link>http://www.sihhat.net/agiz-kurulugunun-nedenleri-ve-onemi.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/agiz-kurulugunun-nedenleri-ve-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 18:54:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız Kuruluğunun Nedenleri ve Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuruluğunun]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Önemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=255</guid>
		<description><![CDATA[Ağız kuruluğu, tükürük bezlerinin tükürük salgılama vazifesinin bozulmasıyla oluşur. Basit bir rahatsızlık gibi görünebilir ama kesinlikle önemli sonuçları vardır. Unutmayın ki ağzınız vücudunuzun ilk kalesidir. Ağız kuruluğunun birçok nedeni vardır. Bunların arasında en önemlileri olarak; Sistemik hastalıklar..: Romatizma, AIDS, Şeker hastalığı, Parkinson hastalıkları Çiğneme alışkanlıklarının değişmesi..: Beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle yumuşak yiyecek tüketiminin artması, tam tersi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız  kuruluğu, tükürük bezlerinin tükürük salgılama vazifesinin bozulmasıyla  oluşur. Basit bir rahatsızlık gibi görünebilir ama kesinlikle önemli  sonuçları vardır. Unutmayın ki ağzınız vücudunuzun ilk kalesidir.</p>
<p>Ağız kuruluğunun birçok nedeni vardır. Bunların arasında en önemlileri olarak;</p>
<ul>
<li>Sistemik hastalıklar..: Romatizma, AIDS, Şeker hastalığı, Parkinson hastalıkları</li>
<li>Çiğneme  alışkanlıklarının değişmesi..: Beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle  yumuşak yiyecek tüketiminin artması, tam tersi sert yiyecek tüketiminin  azalması.. Bu olgu bu şekilde değiştiğinde, ağız besinleri ezmek için  daha az enerji sarf ediyor, böylelikle tükürük bezleri daha az çalışıyor</li>
<li>Radyoterapi</li>
<li>Bilinçli  ve bilinçsiz ilaç kullanımı..: Birçok ilaç, ağız kuruluğuna neden olan  kimyasal bileşimler içermektedir. Mümkün mertebe ilaç kullanımını  azaltmalıyız. Yani ilaç kullanmamız zorunlu değilse, kullanmamalıyız. Bu  tip etkilere sahip ilaçlar arasında Antihistaminikleri,  antidepresanları gösterebiliriz</li>
<li>Kafein ve Alkol tüketimi</li>
</ul>
<p><strong><em>Belirtileri…</em></strong></p>
<ul>
<li>Sık susama</li>
<li>Dilde yanma hissi</li>
<li>Dudaklarda çatlaklar ve kuruluk</li>
<li>Kötü ağız kokusu</li>
<li>Tat bozukluğu</li>
</ul>
<p><strong><em>Neden olduğu sorunlar…</em></strong></p>
<ul>
<li>Bakteri  plağı ve yiyecek artıkları kolayca birikebilir. Bu da diş eti  hastalıklarını ve çürüğü hızlandırır. İnsan vücudu mükemmel bir  mekanizma olarak yaratılmıştır. Tükürük, kendi başına yıkama, cilalama  mekanizması gibidir. Tükürüğün azalması ile birlikte bakteriler  bağımsızlık ilan edecek kadar çoğalırlar.</li>
<li>Çoğalan  bu bakterilerden en büyük zararı dişler görür. Uzun süreli ağız  kuruluğu durumlarında, sürekli bir bakteri yoğunluğunu kalıramayan  dişler kolayca çürüyebilir.</li>
<li>Tükürük asitleri, nötralize eder.</li>
</ul>
<p>Ağız kuruluğunun önüne geçmek için yapabileceklerimiz de mevcuttur tabii…</p>
<ul>
<li>Sık sık su içilmeli</li>
<li>Sigara alkol ve şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı</li>
<li>C vitamini alımını düzenlemeliyiz.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/agiz-kurulugunun-nedenleri-ve-onemi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Disk fıtığı nedir?</title>
		<link>http://www.sihhat.net/disk-fitigi-nedir.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/disk-fitigi-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Dec 2010 12:38:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOÇ. DR. YAŞAR KÜÇÜKARDALI]]></category>
		<category><![CDATA[Disk]]></category>
		<category><![CDATA[Disk fıtığı nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=5867</guid>
		<description><![CDATA[Sırtınızın alt kısmında hareket edince artan bir ağrı var, baldırınızda veya bacaklarınızda ağrı, uyuşma ve karıncalanma oluyor. Disk fıtığı veya disk kayması eklemlerde omurga kemiklerinin arasındaki düz, yuvarlak yastıkların yerinden çıkmasıdır. Sırtta yaralanma, kas zayıflığı veya şişmanlık sık görülen nedenleri arasındadır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sırtınızın alt kısmında hareket edince artan bir ağrı var, baldırınızda  veya bacaklarınızda ağrı, uyuşma ve karıncalanma oluyor. Disk fıtığı  veya disk kayması eklemlerde omurga kemiklerinin arasındaki düz,  yuvarlak yastıkların yerinden çıkmasıdır. Sırtta yaralanma, kas  zayıflığı veya şişmanlık sık görülen nedenleri arasındadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/disk-fitigi-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>20 aylık bebek gelişimi kaç kilo olmalı?</title>
		<link>http://www.sihhat.net/20-aylik-bebek-gelisimi-kac-kilo-olmali.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/20-aylik-bebek-gelisimi-kac-kilo-olmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 13:53:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[20]]></category>
		<category><![CDATA[aylık]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[kaç]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=9934</guid>
		<description><![CDATA[Bir bebeğin sağlıklı olup olmadığının ve yeterli büyüyüp büyümediğinin anlaşılmasında, en önemli kıstaslar baş çevresi, boy ve kilosundaki artışlardır. Doktorunuz doğumdan itibaren bebeğinizin kilosunu, boyunu ve baş çevresini ölçerek, gelişimini takip edecektir. Bu bilgiler bebeğinizin dosyasına ve sizin elinizdeki bebek kontrol defterine (bu defter siz hastaneden çıkarken verilir) düzenli işlenerek bebeğin aylık gelişim ve büyümesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir bebeğin sağlıklı olup olmadığının ve yeterli büyüyüp büyümediğinin anlaşılmasında, en önemli kıstaslar baş çevresi, boy ve kilosundaki artışlardır. Doktorunuz doğumdan itibaren bebeğinizin kilosunu, boyunu ve baş çevresini ölçerek, gelişimini takip edecektir. Bu bilgiler bebeğinizin dosyasına ve sizin elinizdeki bebek kontrol defterine (bu defter siz hastaneden çıkarken verilir) düzenli işlenerek bebeğin aylık gelişim ve büyümesi izlenir. Sağlıklı çocuk kontrollerinin önemi de bu noktada ortaya çıkar. Özellikle yaşamın ilk yılında yapılan aylık rutin kontroller, bebeğinizin bu aylarda ve gelecekte karşılaşabileceği olası sorunlar hakkında da size gerekli yardımı sağlayacaktır.</p>
<p>Bu çizelge bebeğinizin 0-2 yaş arasında nasıl bir büyüme grafiği izleyeceği konusunda ortalama bilgiler veriyor. Ancak her bebeğin farklı bir gelişim izleyebileceği de unutulmamalıdır. Bir ay az kilo alan veya boyu normalin üzerinde uzayan bebeğiniz öbür ay aradaki farkı kapatabilir, normal değerlere dönebilir. Genetik faktörler, beslenme gibi etkiler de bu durumu etkiler. Doktorunuz bebeğinizin kontrollerini yaparken, büyümesi ile ilgili bilgileri, nedenleri ile size açıklayacak, en az ve en çok alınması gereken artışları da size söyleyecektir.</p>
<p>Kız çocuklarda büyüme<br />
AYLARKİLO(gram)BOY(cm)BAŞ ÇEVRESİ (cm)Doğum2.475- 4.00049- 52.532-371. ay 2.800- 4.600 51.5- 56.8 34-392. ay 3.500- 6000 54- 59.5 36- 413. ay 4.000-7.000 54-64.5 36.8- 41.54. ay 4.600- 7.500 56- 67.5 39-435. ay 5.200- 9.000 58- 7039.5- 446. ay 5.400- 9.200 58-70.5 39.6-44.69. ay 6.400-10.80061.5-75.5 41.4-46.212. ay 7.000 –12.000 64,5-80 42,4-46,915. ay 7.700- 13.000 68-84.5 42.8- 47.818. ay 8.250- 13.700 71-88.5 43-48.321. ay 8.700-14.40073.5-9224. ay 9.150- 15.10076.5-95</p>
<p>Erkek çocuklarda büyüme<br />
AYLAR KİLO (gram) BOY (cm) BAŞ ÇEVRESİ (cm)1. ay 2.800-4.500 49- 52.5 32.5-37.52. ay 3.800- 6.800 54- 59.5 36-41 3. ay 4.100- 7.500 54.5-66 37.6- 42.64. ay 4.500- 8.500 57-70 39- 445. ay 5.300-9.200 58- 70 39.5- 456. ay 5.600- 9.700 59.5- 72.5 40.4-45.69. ay 6.500- 11.300 64-77.5 41.8- 47.612. ay 7.400- 12.500 68-82.5 42.8-4915. ay 8.000 –13.500 71.5- 86.5 43.7- 5018. ay 8.650- 14.300 75- 89.5 44.1- 51.121. ay 9.100- 15.000 77-92.524. ay 9.500- 15.700 79.5- 95<br />
“Sağlıklı çocuk” hastalık belirtileri göstermeyen, aynı zamanda yaşına uygun bir vücut büyümesi, fizyolojik olgunlaşma, ruh ve zeka gelişimi gösteren çocuk olarak tanımlanır.<br />
Yaşa göre büyüme ve gelişme durumun değerlendirilmesi, doktorunuzun yapacağı muayenenin en önemli bölümünü oluşturur. Süt çocukluğu ve erken çocukluk döneminde kötü beslenme, sık enfeksiyonlar gibi olumsuz durumlar, geri dönüşümsüz bozukluklarla sonuçlanabilir.</p>
<p>Büyüme ve gelişme sürecinde belirli bir sıra düzeni vardır. Örneğin vücut kısımlarının büyümesinde başlangıçta en hızlı büyüyen bölüm baştır; ilk 6 aydan sonra göğüs çevresi hızla artar, 9-12 aydan sonra kolbacak uzaması ön plana geçer. Ergenlikte görülen büyüme hızlanmasında da önce ayak ve bacak uzunluğunda hızlı bir artış gözlenir. Bunu kalçaların enine büyümesi, daha sonra da göğsün önarka çapının artması, omuzların genişlemesi ve gövde uzunluğunun artması izler.</p>
<p>Normal çocuklar arasında genetik yapıya bağlı olarak boy, vücut yapısı, büyüme temposu, fizyolojik özellikler ve kişilik yönlerinden büyük farklılıklar vardır (biyolojik variasyon).</p>
<p>Yüzyılın eğilimi (secular trend): Bugün birçok ülkede çocuklar eski yıllara göre daha iyi beslenmekte, daha iyi hijyen koşullarında büyümekte, hastalıklardan daha iyi korunmakta, daha iyi tıbbi yardım görmekte, daha iyi eğitim görmüş anne ve babalar tarafından ye­tiştirilmekte ve yıllar öncesinin çocuğuna kıyasla çok daha uygun bir fizik ortamda yetişmekte, büyüme ve gelişme potansiyellerini geliştirme olanağını bulmaktadırlar. Sonuçta son yıllarda doğup büyüyen çocuklar, bundan 50-100 yıl öncesine kıyasla çeşitli yaşlarda daha uzun boya ve ağırlığa erişmekte ve ergenlik belirtileri daha erken yaşta ortaya çıkmaktadır.Kaynakwh webhatti.com:</p>
<p>Büyüme ve gelişme temposunda gözlenen bu hızlanma ve olgunlaşmanın daha erkene kayması, yüzyılın eğilimi (secular trend) olarak adlandırılmıştır.<br />
Doğum öncesi dönemde büyüme: Anne karnındaki bebeğiniz çok hızlı bir büyüme temposu gösterir. Boy büyüme hızının doruğu 4. gebelik ayındadır, bundan sonra büyüme hızı giderek ya­vaşlar. Ağırlık artması da boy artmasına benzer bir tempo gösterir, ancak doruk noktası daha geçtir ve 34. gebelik haftasına rastlar. Gebeliğin 36. haftasından sonra büyüme yavaşlar. Anne uterus boşluğunun belirli bir hacimde oluşu bu dönemde fetusun büyümesini sınırlar ve bunu bir dereceye kadar engeller. Gerçekten doğumda çocuğun büyüklüğü, annenin iriliği ve uterusun büyüklüğü ile yakın ilişki gösterir.</p>
<p>Doğumdan sonraki ilk 4 hafta yenidoğan (neonatal) dönemi’dir. Yenidoğan çocuk, yaşamını sürdürebilmek için çok yönlü uyum (adaptasyon) yapmak zorundadır. İntrauterin ortamda vücut ısısı, oksijen gereksinimi ve birçok metabolik fonksiyonları ile beslenmesi anne tarafından sağlanan, enfeksiyonlardan ve çeşitli dış etki­lerden korunmuş olarak yaşamını sürdüren fetus, do­ğumdan sonra annesine parazit olmaktan çıkarak kendi işlevlerini (solunum, dolaşım, sindirim, ısı düzeni, vb) kendisi yapmaya başlayacaktır. Dış hayata uyum ile ilgili zorluklara en fazla doğum sürecinde ve ilk hafta sonuna kadar olan sürede rastlanır. Kaynakwh webhatti.com:</p>
<p>Sütçocukluğu dönemi 1-12 ay arasındaki süredir. Sütçocukluğunda vücut büyümesi ve gelişme hızla devam eder. Bu dönemde sinir sistemi önemli gelişme gösterir. Beyinde kıvrımlar artar, sinir hücrelerinin sayısı fazlalaşır, miyelinleşme ilerler. Çocuğun istemli hareketler yapma, anlama, etrafla ilgilenme, istediklerini belirtme yetenekleri gelişir. İlk yaştan sonra azalmaya başlayan büyüme ve ge­lişme hızı, üçüncü yaştan sonra 10-11 yaşlarına kadar daha yavaş ve yaşa göre çok değişmeyen bir tempo ile devam eder (okul öncesi ve okul çocukluğu dönemleri).<br />
Püberte dönemi büyümenin yeniden hızlandığı ve biyolojik değişim ve olgunlaşmanın tamamlanarak ço­cuğun artık erişkine dönüştüğü dönemdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/20-aylik-bebek-gelisimi-kac-kilo-olmali.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyet Önerileri</title>
		<link>http://www.sihhat.net/diyet-onerileri.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/diyet-onerileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2011 14:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mavigoz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Vitaminler ve Mineraller]]></category>
		<category><![CDATA[diyet listesi]]></category>
		<category><![CDATA[diyet önerileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=11034</guid>
		<description><![CDATA[Kilo verme amacıyla yapılan, hiç bir bilimsel yönü olmayan, hatta daha fazla kilo almanıza neden olan davranışlarınız için aşağıdaki yazıyı okumanızı öneririm. Diyet yaparken öneriler ama bilimsel olarak kanıtlanmış öneriler çok değerlidir. Çünkü hem sağlığınızı tehlikeye atmazsınız, hem kilo vermek isterken kilo almazsınız, hem de moral açısından kendinizi kötü hissetmezsiniz. Diyet yaparken yapılan en büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><a rel="attachment wp-att-11035" href="http://www.sihhat.net/?attachment_id=11035"><img class="alignleft size-medium wp-image-11035" src="http://www.sihhat.net/wp-content/uploads/diyet1-120x81.jpg" alt="" width="120" height="81" /></a>Kilo verme amacıyla yapılan, hiç bir bilimsel yönü  olmayan, hatta daha fazla kilo almanıza neden olan davranışlarınız için  aşağıdaki yazıyı okumanızı öneririm. Diyet yaparken öneriler ama  bilimsel olarak kanıtlanmış öneriler çok değerlidir. Çünkü hem  sağlığınızı tehlikeye atmazsınız, hem kilo vermek isterken kilo  almazsınız, hem de moral açısından kendinizi kötü hissetmezsiniz.</p>
<p>Diyet yaparken yapılan en büyük yanlışlara tek tek değinmek gerekiyor.</p>
<p>1 &#8211; Ekmek, makarna, pilav gibi karbonhidratların diyetten tamamen çıkarılması…</p>
<p>Diyet yapan kişinin yaptığı en önemli hatalardan biri vücuda yeterli  miktarda karbonhidrat vermemektir. Diyete başladığı zaman ekmek, pilav,  makarna, patates, mısır gibi besinleri kesen kişilerin metabolizması  ihtiyacı olan karbonhidratı önce kandan almaya çalışır. Glikoz oranı  düştüğünde kan şekeride düşmeye başlar. Sonrasında vücut kas  içerisindeki karbonhidratları kullanmaya başlar ve bu durum kas kaybı  anlamına gelir. Bu sırada vücut kasla beraberinde su kaybına uğrar.Yani  diyette karbonhidratı kesen kimse tartıdaki sonucu görünce kilo verdiği  yanılgısına düşer ancak gerçek olan vücudun kaybettiği yağ değil kas ve  sudur.</p>
<p>2 &#8211; Sadece protein ağırlıklı diyet yaparak hızlı zayıflama…<br />
Proteinin vücut mekanizmasını hızlandırdığı doğrudur ancak sürekli  protein almak kas dokularını eksiltir ve su kaybına neden olur.1 gr kas  dokusu ile beraber yaklaşık 2,7 gr su kaybı olur.Yağsız doku kitlesi  kaybı metabolik hızı düşürür. İnsanlar tartıya çıktığı zaman kilo  verdiklerini zannederler ancak metabolizma yavaşladığı için diyet  sonrasında hızlı bir şekilde kilo alınır.</p>
<p>3 &#8211; Her tür hareket ve sporun zayıflatması…<br />
Vücudun egzersiz ve sporla kilo vermesi için yağ yakma formuna geçmesi  gereklidir, buda ancak haftada 5 gün düzenli egzersiz ile başlar. Çoğu  zaman iki saat sürekli mekik hareketi yerine uygun nabızla 45-60 dk bir  yürüyüş istenilen sonuçlara ulaşmakta daha faydalı olur.</p>
<p>4 &#8211; Sabahları aç karnına içilen limonlu sıcak suyun yağ yakıcı özelliği…<br />
Halk arasında inanılan bir başka yanlış, sabahları veya yemek öncesinde  aç karnına limonlu sıcak su içmenin vücuttaki yağları erittiğidir ancak  bu inanç tamamen yanlıştır.Suyun veya içine katılacak limon soda gibi  maddelerin, bitki çaylarının kesinlikle yağları eritmek, yok etmek gibi  bir etkisi bulunmamaktadır.</p>
<p>5 &#8211; Tek öğün yiyerek kolayca zayıflamak…<br />
Vücudun kilo almasına neden olan en önemli etkenlerden biri, onu bütün  gün aç bırakıp sadece akşamları yemek yemektir. Çünkü yaklaşık 20 saat  aç kalan vücut bu durumun devam edeceğini düşünür ve kıtlığa hazırlanır  gibi yediklerini depolamaya başlar. Sonra 4 saat içerisinde gelen  besinler yağ olarak depolanır.Bu konuda diyetisyenlerin tavsiyesi vücudu  asla uzun süre aç bırakmamak ve mutlaka her 3-4 saatte birşeyler  tüketilmesidir.</p>
<p>Kaynak: kaloricetveli.net</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/diyet-onerileri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Miyop Göz Bozukluğu İle İlgili Bilinmeyenler</title>
		<link>http://www.sihhat.net/miyop-goz-bozuklugu-ile-ilgili-bilinmeyenler.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/miyop-goz-bozuklugu-ile-ilgili-bilinmeyenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Nov 2010 20:47:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Göz Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[BİLİNMEYENLER]]></category>
		<category><![CDATA[Bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[Miyop]]></category>
		<category><![CDATA[Miyop Göz Bozukluğu İle İlgili Bilinmeyenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=2306</guid>
		<description><![CDATA[Miyop sık karşılaşılan bir göz bozukluğudur. Miyop olan kişi yakındaki objeleri iyi görebilirken uzaktaki objeleri görmekte zorluk çeker. Miyopun derecesi kişinin uzaktaki objelere odaklanabilme yeteneğini gösterir. İleri derecede miyop olan kişiler sadece çok yakındaki objeleri kolayca görebilirler. Miyop yavaşça ilerleyen bir bozukluktur genellikle çocukluk ve gençlik yıllarında oldukça ilerler. Miyopun belirtileri uzaktaki objeleri bulanık görme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Miyop sık karşılaşılan bir göz bozukluğudur. Miyop olan kişi  yakındaki objeleri iyi görebilirken uzaktaki objeleri görmekte zorluk  çeker. Miyopun derecesi kişinin uzaktaki objelere odaklanabilme  yeteneğini gösterir. İleri derecede miyop olan kişiler sadece çok  yakındaki objeleri kolayca görebilirler.</p>
<p>Miyop yavaşça ilerleyen bir bozukluktur genellikle çocukluk ve  gençlik yıllarında oldukça ilerler. Miyopun belirtileri uzaktaki  objeleri bulanık görme ve baş ağrısı olarak ortaya çıkabilir. Miyop göz  merceğinde oluşan refraktif bir hatadır.</p>
<p>Miyop tedavisinde birkaç değişik yöntem kullanılır. İlk olarak göz  bozukluğunu düzeltmek için gözlük ve kontak lens gibi tedavi yöntemleri  kullanılır. Gözlük ve kontak lens kullanmak istemeyen kişiler için  gözdeki lensleri düzeltici ameliyatlar uygulanmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/miyop-goz-bozuklugu-ile-ilgili-bilinmeyenler.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cep telefonunu sağlıklı kullanma önerileri</title>
		<link>http://www.sihhat.net/cep-telefonunu-saglikli-kullanma-onerileri.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/cep-telefonunu-saglikli-kullanma-onerileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 13:37:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Cep]]></category>
		<category><![CDATA[Cep telefonunu sağlıklı kullanma önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[kullanma]]></category>
		<category><![CDATA[önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[telefonunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=420</guid>
		<description><![CDATA[Cep telefonu başta olmak üzere televizyon, telefon, telsiz, uydu ve baz istasyonları gibi bazı kaynaklardan gelen sinyaller, genel keyifsizlik, boyunda sertlik, göğüs acısı, baş ağrısı gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor. Teknolojinin oldukça hızlı gelişmesi hava ve gürültü kirliliği gibi çevre sorunlarının yanına bir de “elektromanyetik kirlilik” problemini ortaya çıkarıyor. Cep telefonu birçok hastalığı beraberinde getiriyor Cep [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cep telefonu başta olmak üzere televizyon, telefon, telsiz, uydu ve  baz istasyonları gibi bazı kaynaklardan gelen sinyaller, genel  keyifsizlik, boyunda sertlik, göğüs acısı, baş ağrısı gibi  rahatsızlıklara neden olabiliyor.</p>
<p>Teknolojinin oldukça hızlı gelişmesi hava ve gürültü kirliliği gibi  çevre sorunlarının yanına bir de “elektromanyetik kirlilik” problemini  ortaya çıkarıyor.</p>
<p>Cep telefonu birçok hastalığı beraberinde getiriyor</p>
<p>Cep telefonu zararları üzerinde bugüne kadar yapılan birçok araştırma  cep telefonunun alzheimer, parkinson gibi sinir hastalıklarının oluşma  riskini arttırdığını ortaya koyuyor</p>
<p>Ancak teknolojinin zararlı etkilerini şu küçük önlemlerle en aza indirmek mümkün:</p>
<p>//<br />
// <ins><ins></ins></ins></p>
<p>- Cep telefonunun zararlarından korunmak için mümkün olduğu kadar sabit telefon tercih edilmeli.</p>
<p>- Sinyal tam alınamıyorsa, cihaz maksimum enerji harcayacağı ve daha fazla elektromanyetik dalga yayacağı için konuşulmamalı.</p>
<p>- Mümkünse kulaklık, araçlarda araç kiti kullanılmalı.</p>
<p>- Sık sık konuşma yapmak yerine kısa mesaj gönderme tercih edilmeli.</p>
<p>- Ayrıca başparmak telefon ile kulak arasındaki mesafeyi artırmak için telefon ile kulak arasına yerleştirmeli.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/cep-telefonunu-saglikli-kullanma-onerileri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çikolatanın Faydaları-Yararları nelerdir?</title>
		<link>http://www.sihhat.net/cikolatanin-faydalari-yararlari-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/cikolatanin-faydalari-yararlari-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Nov 2010 16:50:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Çikolatanın]]></category>
		<category><![CDATA[Çikolatanın Faydaları-Yararları nelerdir?]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[Yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=2711</guid>
		<description><![CDATA[Çikolata,ondan vazgeçemiyormusunuz değilmi? diyet yapanlar için tam anlamıyla bir başbelasıdır sütlüsü,bitteri bulunur ekmeğe sürülür kokusu bile insanı mest eder çikolata her yönüyle bir mutluluk yiyeceğidir faydalarıda saymakla bitmez aslında ama biz birazını maddelere dökelim istedik buyrun….. -Kanserle arasında büyük bir düşmanlık vardır kansere karşı koruyucudur -Yeşil çaya göre kat kat fazla antioksidan içerir -Kalsiyum kaynağıdır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çikolata,ondan vazgeçemiyormusunuz değilmi? diyet yapanlar için tam  anlamıyla bir başbelasıdır sütlüsü,bitteri bulunur ekmeğe sürülür kokusu  bile insanı mest eder çikolata her yönüyle bir mutluluk yiyeceğidir  faydalarıda saymakla bitmez aslında ama biz birazını maddelere dökelim  istedik buyrun…..</p>
<p>-Kanserle arasında büyük bir düşmanlık vardır kansere karşı koruyucudur<br />
-Yeşil çaya göre kat kat fazla antioksidan içerir<br />
-Kalsiyum kaynağıdır<br />
-Mutluluk hormonu olarak bilinen endorfin hormonun salgılanma oranını ciddi bir şekilde yükseltir<br />
-Yüksek tansiyona iyi geldiği söylenir<br />
-Dişler için faydalı olan fluorid maddesi ihtiva eder<br />
-Damarlara faydalıdır<br />
-Bağışıklık istemine faydalıdır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/cikolatanin-faydalari-yararlari-nelerdir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüksek Tansiyonda İlaçsız Tedavi</title>
		<link>http://www.sihhat.net/yuksek-tansiyonda-ilacsiz-tedavi.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/yuksek-tansiyonda-ilacsiz-tedavi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 09:27:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Ev İlaçları]]></category>
		<category><![CDATA[İlaçsız]]></category>
		<category><![CDATA[Tansiyonda]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Tansiyonda İlaçsız Tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=1037</guid>
		<description><![CDATA[Tansiyon yüksekliği tek başına ilaç tedavisi ile aşılabilecek bir rahatsızlık değildir. Yüksek tansiyonlu kişiler mutlak suretle hayat tarzlarında düzenlemeler yapmalı ve beslenmelerine dikkat etmelidirler. Böylece büyük ve küçük tansiyon olarak bilinen sistolik ve diyastolik kan basınçlarında düşme olacak, yüksek tansiyonla birlikte seyreden lipid ve kan şekeri düzeyine bağlı sorunlar dengelenecek, hastaların ilaç kullanım sayı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tansiyon yüksekliği tek başına ilaç tedavisi ile aşılabilecek bir  rahatsızlık değildir. Yüksek tansiyonlu kişiler mutlak suretle hayat  tarzlarında düzenlemeler yapmalı ve beslenmelerine dikkat etmelidirler.  Böylece büyük ve küçük tansiyon olarak bilinen sistolik ve diyastolik  kan basınçlarında düşme olacak, yüksek tansiyonla birlikte seyreden  lipid ve kan şekeri düzeyine bağlı sorunlar dengelenecek, hastaların  ilaç kullanım sayı ve dozları düşecektir.</p>
<p>Yüksek tansiyon hastalarının yaşamlarındaki düzenlemeler bireyseldir.  Ancak her ne olursa olsun doktor tarafından verilmiş ilaç tedavileri  varsa bunları bırakmamalı ya da ilaç tedavisine başlamalarına engel  olmamalıdır.</p>
<p>Yüksek tansiyon sorunu olanlarda ilaçsız tedavi bir süredir denenen  bir yöntemdir. Ancak ilaç kullanımı olmadan tedavi genellikle 50 yaş  altı, küçük tansiyon 9-9,5 aralığında, başka kalp damar hastalığı  olmayan ve organları iyi durumdaki hafif yüksek tansiyonlulardır.</p>
<p>Yüksek tansiyonun kontrolünde önemli etkenlerden biri şişmanlıktır.  Şişmanların tansiyonu yüksekken, yüksek tansiyonluların da genelde  şişman olmaları şeklinde bir kısır döngü mevcuttur. Kilo verdirici  programların yüksek tansiyon üzerinde etkisi tartışılamaz derecede  önemlidir. Verilen her kilo ile tansiyon 2 mm/hg düşer.</p>
<p>Durağan bir yaşam tarzı devam ettiren kişiler de yüksek tansiyon  açısından risk altındadır. Spor düzenli bir ritim sağladığından  tansiyonun düşmesine yardım eder. Ancak burda kastedilen spor, halter,  boks, futbol gibi ağır sporlar olmaktan ziyade yüzme, yürüme, tenis ve  bisiklet gibi hafif sporlardır.</p>
<p>Tansiyonu yükselten faktörlerden bir diğeri de duygusal stres altında  bulunmaktır. Yüksek tansiyonu olan kişiler meditasyon teknikleri,  terapiler yardımı ile tansiyonlarını düşürebilirler.</p>
<p>Bu önlemlerin dışında en önemli düzenlemeler beslenme ve  alışkanlıklar üzerinde yapılmalıdır. Tansiyon problemi olan kişilerde  tuz tüketimi minimuma indirilmelidir. Yüksek tansiyon hastaları ilaç  kullanıyorlarsa günlük 5 gram, kullanmıyorlarsa günlük 3 gram miktarında  tuz tüketebilmektedir. Potasyum minerali de tansiyonu düşüren  etmenlerdendir. Potasyum sebze ve meyvelerde bulunur. Ancak yüksek  tansiyonu olan kişiler aynı zamanda tip 1 diyabet hastası ise potasyum  tüketimi önerilmez. Tansiyonu yüksek olan kişiler kalsiyumca zengin sert  sular içmmelidir. Kalsiyum büyük tansiyonda düşme yaparken, küçük  tansiyona etki etmez.</p>
<p>Yüksek tansiyon hastaları alkol tüketimini en azda sınırlamalıdır.  Mümkünse tamamen kesmelidir. Sigara kullanımı ile tansiyonun ilişkisi  olmamasına karşın diğer zararları nedeni ile dolaşım problemleri yaratan  sigaradan uzak durulmalıdır. Kahve tansiyon hastaları için zararlı  değildir. Düzenli kahve içmeyenlerde birdenbire yüksek miktarda kahve  içilmesi tansiyonu yükseltse de bir hafta kadar bir süre sonra vücut  buna tolerans göstermektedir. Başka bir rahatsızlığı olmayan tansiyon  hastaları kahveyi bırakmak zorunda değildir.</p>
<p>Önerilen bu yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme düzenlemelerinin  hedefi tansiyon değerlerini 16-9 sınırlarının altında tutmaktır. Yüksek  tansiyon hastası olanlar ve risk altında bulunanlar bu önlemlere hayat  boyu devam etmeli ve doktorlar tarafından önerilmiş ise ilaç  tedavilerini aksatmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/yuksek-tansiyonda-ilacsiz-tedavi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sünnet için en doğru zaman nedir</title>
		<link>http://www.sihhat.net/sunnet-icin-en-dogru-zaman-nedir.html</link>
		<comments>http://www.sihhat.net/sunnet-icin-en-dogru-zaman-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Oct 2010 10:32:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[en]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet için en doğru zaman nedir]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihhat.net/?p=1541</guid>
		<description><![CDATA[Yaz mevsiminin gelmesi ile birlikte neredeyse her gün etrafımızda bir sünnet çocuğu görmek mümkün. Erkek çocuklar bir yandan &#8220;erkek olacaksın&#8221; sözleri ile bu işleme hazırlanırken; rengarenk küçük prens kıyafetleri ile de duruma alışmaya çalışıyor. Sünnetin düğünü, duası, konvoyu derken atlanmaması gereken en önemli nokta bazen dikkatlerden kaçıyor. Çocuğun ileriki yıllardaki yaşantısını doğrudan etkileyecek olan bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin gelmesi ile birlikte neredeyse her gün etrafımızda bir sünnet çocuğu görmek mümkün. Erkek çocuklar bir yandan &#8220;erkek olacaksın&#8221; sözleri ile bu işleme hazırlanırken; rengarenk küçük prens kıyafetleri ile de duruma alışmaya çalışıyor. Sünnetin düğünü, duası, konvoyu derken atlanmaması gereken en önemli nokta bazen dikkatlerden kaçıyor. Çocuğun ileriki yıllardaki yaşantısını doğrudan etkileyecek olan bu operasyon kimi zaman sokak aralarında mahalle berberinde kimi zaman da toplu sünnet şölenlerinde steril olmayan şartlar altında yapılabiliyor. Oysa ki; sünnet erkek sağlığı açısından önemli dönüm noktalarının başında geliyor. Peki en sünnet için en doğru adres ve en doğru zaman ne?</p>
<p>Çocuğunuzun sünnetini ne zaman yaptıracağınıza karar vermek için doktorların uyarısını dikkate almanız gerekiyor. Memorial Hastanesi Çocuk Cerrahisi Bölümü&#8217;nden Doç. Dr. Turan Kanmaz, &#8216;sünnet için en uygun dönem ve dikkat edilmesi gerekenler&#8217; hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Sünnet zamanı seçimi pek çok aile için kafa karıştıran çok önemli bir konudur. Ebeveynler sünnet için çocukların yaşı ve mevsim seçiminde titiz davranır. Yaz tatili hem sağlık açısından hem de sosyal yönden sünnet için en uygun dönemlerden biridir. İşlem konforu ve çocuk için iyileşme süresi açısından yaz aylarının tercih edilmesi uygun olacaktır. Sünnetin yararlılığı konusunda sayısız çalışma olmakla beraber, sünnet zamanlaması konusunda görüş birliği yoktur. Konusunda uzman kişilerce, hastanelerde, yenidoğan döneminde gerçekleştirilen sünnet; bebek, aile ve doktor açısından en az soruna yol açmaktadır. Genel olarak 3 ile 6 yaş arası çocuklarda sünnetin sakıncalı olduğu söylenir ama bu durumun bilimselliği kanıtlanmamıştır. Bilinçli çocukta sadece bölgesel uyuşturucu kullanılarak sünnet yapılması yüksek derecede psikolojik hasar verme riski taşır, ama çocuğun uyutulması şartıyla, ağrısız ve rahat bir sünnet işlemi gerçekleştirilirse yaşın çok büyük bir önemi kalmamaktadır.</p>
<p>Kalıcı sakatlıkları önlemek için sünneti uzmanına yaptırın</p>
<p>Sünnet sırasında derinin fazla kesilmesi, kötü nedbe dokusu kalması, kanama, şekil bozuklukları, idrar yolunun zarar görmesi gibi kalıcı sakatlıklar ve enfeksiyon karşılaşılabilecek problemlerdir. Konuda deneyimli kişilere yaptırılması ile bu tür komplikasyonlar en aza indirilebilmektedir.</p>
<p>Genel anestezi iyileşme sürecini kısaltır</p>
<p>Cerrahi işlemin hastane koşullarında ve hatta ameliyathanede yapılması en doğru seçim olacaktır. Halen pek çok sağlık kurumunda lokal (sadece penisin uyuşturulması) ve genel anestezi (hastanın narkozla uyutulması) ile sünnet yapılmaktadır. Ancak son yıllarda 3 ayını geçmiş çocuklarda kullanılacak anestezi şeklinin genel anestezi olması gerektiği konusunda artık bir fikir birliği oluşmuştur. Genel anestezi hem çocuğu ruhsal bakımdan koruyacak hem de iyileşme sürecini kısaltacaktır. Şüphesiz bu konforlu ve daha insancıl bir yaklaşım olmaktadır. Ayrıca günümüzde uygun ortamda, çocuklara özel, ileri teknoloji kullanılarak verilen genel anestezi eski yıllara göre çok daha güvenli hale gelmiştir.</p>
<p>Lokal anestezide ise; hangi koşullarda ve yaşta yapılırsa yapılsın çocuk penisine yapılacak olan iğne yüzünden büyük korku ve panik yaşamaktadır. Bu anlar çocuk tarafından yaşamı boyunca korkuyla hatırlanmaktadır. Bu nedenle lokal anestezi sadece 3 aydan küçük bebekler için önerilmektedir.</p>
<p>Bunlara dikkat edin!</p>
<p>Ailede kan hastalığı ya da kanama hastalığı varsa çocuk hiç bir yakınması olmasa bile bir doktora başvurulmadan sünnet ettirilmemelidir. Düşme ya da diş çekimi sonrası uzun süre kanama öyküsü olan, iğne yapıldıktan sonra veya bir darbe sonrası büyük şişlik ve çürükleri oluşan çocuklar ile zaman zaman kendiliğinden diş eti ya da burun kanaması olan çocukların mutlaka kan testleri yapıldıktan sonra sünnet edilmeleri gerekir. Ailede bulunan kronik (müzmin) hastalıklar, önceden geçirilmiş önemli rahatsızlıklar (Örneğin hastanede yatmayı gerektiren) ve ameliyatlar da girişimi yapacak olan hekim tarafından bilinmelidir. Sorunları olan hastalarda sünnetten önce gerekli önlemler alınarak tehlikeli durumlar oluşmasının önüne geçilebilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihhat.net/sunnet-icin-en-dogru-zaman-nedir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

